image

Geçmişten günümüze Çin’de bisiklet kültürü

Takip edenler bilir, Linkedin sayfamda düzenli olarak Pazar günlükleri başlığı altında, Çin hakkında yazılar yazıyorum. Geçtiğimiz haftanın gündemi Pekin’de bisikletti. O yazıyı genişleterek, farklı makalelerden faydalanarak Çin’deki bisikletin geçmişten, günümüze gelişimini sizlere anlatacağım.

Çince’de bisiklet kelimesi “kendi kendine haraket eden araç”(自行车) olarak adlandırılmıştır. Geçmişte ise “özgürlük arabası(自由车)” ve “ayakla çalışan araç(脚踏车)”  olarak adlandırılmıştır[1]. 1868 yılında, Şangay Yeni Haberleri gazetesine göre Şangay sokaklarında bisiklet gözükmeye başlamıştı. 1911 yılında, Çin’in Eski Gümrük Tarihî Belgeleri (1859-1948) adlı eserde yer alan gümrük verilerinde bisiklet ilk kez “ulaşım araçları” ana kategorisi altında sınıflandırıldı. Aynı yıl, Şanghay Posta İdaresi, posta dağıtımında kullanılmak üzere İngiltere’den 100 bisiklet satın aldı (Bknz. Fotoğraf 1). Burada not etmek gerekir : Şangay, Çin’in batıyla temas ettiği en önemli liman şehridir. Aynı zamanda Çin Komünist Partisi’nin kurulduğu şehirdir. İlginçtir ki Çin’de kahve tüketiminin de ekmek tüketiminin (fırın ekmeği) de en yaygın olduğu şehir diyebilirim.

1924 yılında, Şanghay Tongchang Bisiklet Şirketi yurt dışından bisiklet parçaları satın alarak İngiltere’nin Birmingham şehrindeki bir bisiklet üreticisine montajını yaptırdı ve Tongchang “Feima (Uçan At) Marka” bisikleti üretildi. 2. Görselde “Feima Marka” kadın bisikleti reklamı yer almaktadır[1].

Çin’deki ilk bisiklet modellerine  “edebi, anka kuşu, uçan güvercin, kızıl bayrak” gibi farklı isimler verilmiştir. Çin’de reform ve dışa açılma sürecinden önce, birçok şey kuponla alınırdı. Devlet size bir kupon verirdi ve o kuponla alışveriş yapardınız. Pekin Uzay ve Havacılık Üniversitesin’deki Çince öğretmenim o günleri şöyle anlatırdı : “Önceden yemekhaneye giderken, para yerine kuponla giderdik. Kadınlar az yemek yediği için, kuponlarını erkeklerle paylaşırdı. Ben de kuponumu en yakışıklı erkeğe verirdim.” Çin’de eskiden bisiklette kuponla alınırdı ve bisiklet satımı devlet kontrolündeydi.

1984 yılında yayınlanan bir belgesele göre, dünyada 500 milyondan fazla bisiklet vardı ve 130 milyondan fazlası Çin’de bulunuyordu[1]. Bu nedenle Çin “Bisiklet Krallığı” olarak adlandırılıyordu. Günümüzde, Çin Bisiklet Derneği’nin verilerine göre, Çin’de halihazırda bisiklet stok miktarı 200 milyon adedi, elektrikli bisiklet stok miktarı ise yaklaşık 380 milyon adedi aşmış durumdadır. Kentlerde yaşayanların her 100 seyahatinden yaklaşık 30’u iki tekerlekli araçlarla gerçekleştirilmektedir[2].

29 Mart 2026’da, Pazar günü Pekin’de 30 KM’lik yolu bisiklet sürerek gittim. Güzergahımın tamamında bisiklet yolu vardı. Çin’de bisiklet yolları iki farklı biçimde olur : Birincisi araç yoluyla, bisiklet yolu şerit çizgileriyle ayrılır. İkincisi ise araç yoluyla, bisiklet yolu engeller veya ağaçlar ile ayrılır. Yeni yapılan yaşam alanlarında, genelde araç yollarıyla bisiklet yolu ağaçlarla ayrılmıştır. Pekin’de on milyona yakın bisiklet bulunuyor. Paylaşımlı bisikletlerle ayda 4 Dolar vererek neredeyse sınırsız yolculuk yapabilirsiniz. Pekin’deki bisiklet yolu uzunluğu Deep Seek’e göre 2000 KM’den fazla.


         Ve Pekin’i bu kadar çok sevmemin nedenlerinden birisi hayatımda gördüğüm en iyi bisiklet yoluna sahip olan şehir olmasıdır. Bisiklet yolculuğum sırasında, Maçuanyin (Maquanying-马泉营) taraflarında bir kahve molası verdim ve Pekin’deki nehirlerin, parkların yanından geçerken doğayı seyrettim. Ve gene, Olimpik Parka (2008 Yaz Olimpiyatlarının düzenlendiği yer) gelmeden önce Çin Komünist Partisi’nin müzesinin arka kısmında, müzeyi ilk defa farklı bir açıdan görme şansım oldu. Elbette Olimpik Park’ın yanından geçerken (Bknz. 3. Fotoğraf), durdum, büyük göle baktım, kuşları, ağaçları ve insanları seyrettim. Beni en mutlu eden şeylerden birisi olan 3-4 yaşındaki küçük kız çocuklarına baktım.

Pekin’de kaldığım süre boyunca, en çok sevdiğim bisiklet güzergah ise şu güzergahtı: Vudaoyin, Beyşinçiao , Dongsı, Sanat müzesi, Kırmızı Bina, Beyhay Parkı ve Gulou. Öncesinde bir okuma yaparak, bu rotayı gezerek, güzel bir günlük çıkarabilirsiniz.  

Ve bunları düşünürken, üniversitemizin Türk öğrencilerinden olan Deniz aklıma geldi. Geçtiğimiz günlerde, bisiklet kullanırken Chengdu’da bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Geç tanımama rağmen iyi bir arkadaş, iyi bir insandı. ODTÜ mimarlık mezunuydu. En son Chengdu’ya gitmeden önce üniversite kampüsünde Türk kahvesi içmiştik. Bu olayı tekrardan anımsadığımda, bazen herşeyimizi vererek uğraştığımız şeylerin ne kadar anlamsız olduğu aklıma geliyor.

          Ne kadar yaşayacağımıza karar veremediğimiz bir hayattan daha önemli ne olabilir? O nedenle insan nefes almayı bilmeli bu kadar yoğunluk arasında. Mesela bir çiçeğe bakmalı, kendisine baktığı gibi.

Bu yazıyı o güzel insana, Deniz’e armağan ediyorum…

Kaynaklar

[1] https://baijiahao.baidu.com/s?id=1766215324618731314&wfr=spider&for=pc

[2] https://www.cdmfund.cn/36325.html